Bu bir Ege-Akdeniz gezisi öyküsüdür. Her ne kadar “Çıkın yola, plansız yol sizi nereye götürürse oraya gidin. Mutlaka yer bulunur. ” düşüncesi kulağa güzel gelse de özellikle yaz sezonunda yanlış bir yaklaşım olur. Mutlaka çok iyi gezersiniz ama kalacak yer konusunda sorun yaşayabilirsiniz. Şimdi başlayalım gezi planına. İlk durak rakı ve balık ile özdeşleşmiş olan Ayvalık’tan başkası olamazdı. Ama yazının başında anlatmaya çalıştığımız nedenden dolayı Ayvalık’ta kalamadık. Ayvalık’ta konaklama konusunda haftasonuna denk gelmemek kaydı ile pansiyon ve motellerde uygun fiyatlara konaklamak mümkün. Ayvalık’ta mutlaka yapılması gerekenlere gelince Cunda Adası görülmeli ve orda mutlaka rakı balık yenmeli. Üstüne de mutlaka taş kahvede sakızlı Türk kahvesi içmenizi tavsiye ederim. Cunda Adasındaki sahil boyunda sakızlı dondurmanın keyfide ayrı oluyor. Denize girmek içinde en iyi yer sarımsaklı plajları ve oraya kadar gitmişken şeytan sofrasında güneşin batışını izlememek olmaz. İkinci durak ise egenin incisi ve Türkiye’nin en güzel şehri olan İzmir. Burada aslında o kadar güzel yer ve o kadar yapılacak şey var ki… Asansöre çıkıp eşsiz manzarayı mı izlesek, Foça’da güneşin batışına mı şahit olsak, yoksa kordonda soğuk biramızı ve patatesimizi mi yesek? Daha neler neler yapabiliriz… Ama vaktimiz kısıtlı bu sebeple 2 günlük bir plan yapıyoruz hemen. İzmir’in birinci gününde bu sıcaklarda ilk hedef biraz olsun serinlemek. O yüzden rotayı Çeşme’ye çeviriyoruz. Yol üzerinde önce Urla’ya sapıyoruz ve bu güzel sahil ilçesindeki muhteşem kahvaltı salonlarında kahvaltımızı yapıyoruz. Güzelbahçe ve Urla arasındaki deniz kenarına yerleşmiş kahvaltı salonları öncelikli önerim olacaktır. Kahvaltı sonrası ise Çeşme Aya Yorgi koyuna varıyoruz. Size nasıl anlatsam ki bu koyun güzelliğini; turkuaz bir deniz, o yaz sıcağında serin bir deniz, en derin noktasında bile en dipteki taşı görebileceğiniz berrak bir deniz hangisi daha cezp edici gelirse size. Tabi şunu da belirtmek lazım Aya Yorgi koyundaki beach clublar özellikle gençlerin istilasına uğruyor ve eğlence hareket hiç bitmiyor. Fiyatlara gelince ise İstanbul gece hayatı ile kıyaslanınca çok abartılı pahalı değil ama normalin biraz üzerinde olduğunu da belirtmek lazım. Derin bir uykunun ardından İzmir’deki ikinci günümüze hazırız. Yolumuz bu kez Selçuk yönüne doğru uzanacak. Selçuk ilçesine bağlı Şirince Köyüne doğru yola çıkıyoruz. Şirince Selçuk’tan sonra yaklaşık 8 km virajlı bir yoldan tırmanılarak varılan adından da belli olduğu gibi çok şirin eski bir Rum köyüdür. Bu köyü tüm Türkiye’de popüler kılan meşhur meyve şarapları olmuştur. Köye adımınızı attığınız anda güzel evlerin arasında şarap mahsenleri ilk olarak gözünüze çarpar. Oralarda sizi sıcak insanlar karşılayacak ve tüm meyve şaraplarından tatmanızı sağlayacaklar. Emin olun sizde o lezzetlerin tadına kapılarak 1-2 şişe aldığınızı farkedeceksiniz. Mahsenden çıktıktan sonrada acıkmış olduğunuzu fark edeceksiniz, bunda elbette evlerden yükselen gözleme kokuları da etkili olmuş olabilir. Tavsiyem patlıcanlı veya patatesli gözlemenin yanında bakır kapta servis edilen yayık ayrandır. Kabak çiçeği dolması yemeden de kalkmamalısınız elbette başka bir yerde bu kadar lezzetlisini yiyebilir misiniz bilmiyorum. Eğer gün daha bitmediyse Selçuk’a kadar gitmişken Efes harabelerini ve Meryem Ananın evini de görmenizi öneririm. Eğer sıcakladık serinleyelim derseniz Davutlar Milli Parkı’nda Kuşadası’nın eşsiz denizi sizi bekliyor olacak. İzmir sefasını üzülerek de olsa,tatilimizin kısa olması sebebiyle, sonlandırmak zorunda kalıyoruz. Şimdiki hedef Bodrum. Konaklama için merkezde bir çok apart ve pansiyon uygun fiyatlara bulunabilir veya bizim yaptığımız gibi konaklamaya daha sakin bir yer olsun derseniz Turgutreis ideal olacaktır. Turgutreis’te marinanın tam karşısındaki Fener Motel favori mekanımız. Küçük bir motel olsa da temiz ve klimalı odaları rahat bir uyku için yeterli konforu sağlıyor. Bir aile moteli şeklinde yönetilen motelin sahibi Galip Bey’le kuracağınız sıcak muhabbet sabah kahvaltılarınızı eğlenceli kılacak. Bir çok koyu ve denize girilecek bölgeleri olan Bodrum’da önerebileceğimiz en favori yerimiz ise Akyarlar koyu ve buradaki meteoroloji plajıdır. Namı Türkiye’nin dışına taşmış olan gece eğlencelerini anlatmaya gerek yok sanırım. Akşam yemekleri için Bodrum merkezde birçok yer bulabileceğiniz gibi fiyatı ve menü çeşitliliği açısından Turgutreis Alin’si de öneririm. Tekne gezisi her ne kadar biz çıkmış olsak da bence bodrumdan çokta elzem değil. Zaten karayolu ile gidebileceğiniz koyları gezdirmeleri ve tekne sahiplerinin o yörenin insanı olmaması sebebi ile sadece denize girme çeşitliliği sağlıyor. Bodrum’un kalabalığı sebebi ile arabanızı girişteki otoparklardan birine bırakmanız size kolaylık sağlayacaktır. Bodrum’dan sonra 2 saatlik bir yolculuk ile Gökova Körfezindeki Akyaka köyüne varıyoruz. Burası ağaçların içerisinde ahşap evlerden kurulmuş küçük bir köy aslında, bir yandan yeşilin ve mavinin buluştuğu bir cennet. Konaklama konusunda köyde ağırlıklı olarak apart oteller hizmet veriyor. Deniz için halk plajını kullanabileceğiniz gibi araba ve yürüyüş mesafesindeki koyları da kullanabilirsiniz. Ama esas önerimiz buradan kalkan tekne turlarına katılmanızdır. Bu turlar çeşitli koyları dolaşmakla beraber tarihi ve olağan üstü güzellikteki Sedir Adası’nı da görmenizi sağlar. Sedir adası maviden yeşile kadar turkuaz renginde denizi ve Kleopatra’nın özel olarak getirttiği iddia edilen altın sarısı renginde incecik kumu ile sizi kendine aşık edecek. Tekne dönüşü karnımız aç bir şekilde dönüyoruz. Eğer tatilde yolunuz Akyaka’ya düştüyse mutlaka balık yemelisiniz. Buz gibi akan Azmak kıyısındaki Cennet Bahçesi tavsiye edeceğim balık restaurantı. Gelelim gezimizin esas durağına cennet Kaş’a. Aslında insan gideceği, geçeceği yolları bilse gitmekten vazgeçebilir. Dağların eteklerinden inerek göcek koylarını teğet geçerek devam eden yolumuzdan dağın eteğinden görünen Kalkan karşılıyor bizi. Kalkan sanki kendisi için oyulmuş bir dağın eteğindeki çok şirin bir balıkçı kasabası gibi görünüyor. Ama yola devem ediyoruz. Kalkan-Kaş arasındaki yol çok dar, çok virajlı, çok tehlikeli ama manzarası da bir o kadar nefes kesici. Kaş’dan 7-8 km sonrasında kaputaş plajını görüyorsunuz. Başka bir yerde bu kadar güzel denizin açık turkuazdan koyu maviye renk değişimini görebilir misiniz bilmiyorum? Eğer kaputaş plajında denize girmek istiyorsanız dağın yamacına iyice yanaşabilecek bir park yeri bulmanız ve onca basamağı inip çıkabilecek sportifliğiniz olması gerekiyor. Emin olun hepsine değecek. Kaş’a geldiğimizde ilk dikkatimizi çeken buranın küçük ama çok sevimli bir tatil beldesi olduğuydu. Eğer bir navigasyon cihazınız yoksa veya daha önceden Kaş’ı bilmiyorsanız oteli bulmak zor olabilir. Çünkü bu şirin belde bir yamaça kurulmuş dar sokaklardan oluşmakta ve her yerde oteller pansiyonlar bulunmakta. Biz birazda şansımızla otelimize varıyoruz. Kayahan Otel manzarası en güzel otellerden birisi. Sizi kapıda Feyzan Hanım karşılıyor adeta otelin her şeyi. Tüm iyi niyeti ve güler yüzü ile sizi sanki evinizdeymişsiniz gibi hissettirmeye çalışıyor. Oda kahvaltı sistemi ile çalışan otelde akşam yemekleri içinde menü tarzında uygulamaları var. Yemekleri hem çok lezzetli hem de fiyat olarak çok uygun. Denizi ise eşsiz desek herhalde abartmamış oluruz. Ancak burada kumsaldan girmek şansınız çok yok daha çok kayalıklar üzerine kurulmuş beachler var. Küçük çakıl ve büyük çakıl plajları çok güzel ancak işletmeler gereğinden fazla pahalı sadece şezlongtan yararlanmanızı veya su içmenizi öneririm. Bir başlıkta Kaş ta neler yapılmalı diye açmak lazım; mutlaka kekovayı görün sakın görmeden gelmeyin, eğer yorulmam derseniz Saklıkent turları çok güzel, merakınız varsa dalabilirsinizde. Birde ülkemizin en uzun plajı olan Patara plajı görülmesi gereken yerlerden. Tatil bitti işe dönme zamanı:(
Aspendos Tiyatrosu

Yapılmasının üzerinden yaklaşık 2000 yıl geçmesine rağmen çok iyi şekilde korunarak günümüze gelmiş antik tiyatrodur. Mimarı Aspendos'lu Zenondur. Antalya'nın Belkıs köyündedir ...

Devamı
Dakka

Dakka şehri Bangladeşin başkenti ve en kalabalık şehridir. 1971 yılında bugüne ülkenin başkentidir. Toplam nüfusu 12 milyonun üzerindedir. Dünyadaki en hızlı büyüyen kent olduğu...

Devamı